444 7 330

OBEZİTEYE CERRAHİ ÇÖZÜM

Mide hacmini ve emilimi azaltan obezite cerrahisi, tıbbi beslenme, egzersiz ve medikal tedavi gibi yöntemlerle zayıflayamayan obezite hastalarına umut oluyor.  Obeziteyi ve  obezite cerrahisini Özel Sevgi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Baki Aydoğan anlattı.

Obezite şişmanlık demek olup kabaca vücutta normalden fazla yağ birikmesi anlamına geliyor. "Obez olmak bir anormallik değil, bir farklılıktır. Morbid obez olmak ise bir hastalıktır.Öyle bir hastalıktır ki yaşam süresini kısalttığı gibi diyabet, hipertansiyon, infertilite ve kanser gibi birçok hastalığa da davetiye çıkarır. Maalesef ki bırakın halkımızın bu ciddi hastalığın farkında olmadığını, çok büyük oranda hekim arkadaşlarımız bile farkında değiller. Üstelik giderek de toplumumuzda bu hastalığa rastlanma oranı artmaktadır. Artık halk sağlığı sorunu olmuştur. Maalesef ki çağımızın en sık görülen hastalıkları arasına girmiştir.

Obezite nedir? Morbid obezite nedir?
Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO- World Health Organization) obeziteyi vücut kitle indeksi (VKİ)’ne göre tanımlar ve sınıflandırır. Obezite VKİ’nin 30’dan yüksek olmasıdır. Birimi kg/m² dir. Ağırlığımızın boyumuzun karesine bölünmesi ile hesaplanır. VKİ’nin 40’dan yüksek olması ise morbid obezitedir.

Niçin obez oluruz?
Doğada insan ve insanın yetiştirdiği evcil hayvanlar dışında obez canlı yoktur. Çünkü beslenme ve beslenmenin harcanması bir denge içindedir. Ancak insanoğlu olarak bu dengeyi bozduğumuz için obez oluruz. Birçok doğal besin kaynaklarını çeşitli işlemlerden geçirerek yani rafinerize ederek tüketmekteyiz. Örneğin şekeri kamışındaki liflerden, tahılları kepeğinden, pirinci kabuğundan ayırarak yemiyor muyuz? Dolayısı ile karbonhidratları, boş ve kalitesiz kalori kaynaklarına dönüştürüyoruz. Bu besinlerin fazlası da yağ olarak vücutta depolanmaktadır, yani obez olmaktayız. Tabii bu arada yaşam tarzımız değişmekte, giderek kolay yaşamayı tercih etmekteyiz. Hareket etmemekteyiz. İşlerimize hatta bakkalımıza bile arabayla gitmekte, tarlalarımıza ürünleri makinelerle ekmekte ve makinelerle toplamakta, evlerimizi, sokaklarımızı, çöplerimizi hep makinelerle temizlemekteyiz. İnşaatlarımızı artık yorulmadan yapmaktayız. Hatta ameliyatlarımızı bile yorulmadan robotlarla yapmaya başladık. Hem kalitesiz besleniyoruz hem de beslendiklerimizi harcamıyoruz.

Tedavi nasıl gerçekleştiriliyor?
Obeziteyi diyet, egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleriyle tedavi etmek mümkün ama aynı şeyi morbid obezite için söylemek zor. Morbid obezitede diyet ve egzersizle ideal kiloya ulaşabilme oranı sadece % 2‘dir. Morbid obezitede klasik senaryo şudur; diyetlerle kilolar verilir fakat sonrasında bu kilolar fazlası ile geri alınır. Buna tıpta “Yoyo Etkisi” diyoruz. Morbid obez olanların; eğer iki diyet girişimleri başarısız olmuş ise, artık oyalanmamaları ve sağlıklarına kavuşabilmeleri için deneyimli cerrahlara başvurmaları gerekir.

Cerrahi Tedavi
Obezite cerrahisinin tüm dünyada uygulanma sıklığı giderek artmaktadır. Amerika’da laparoskopik ameliyatlar arasında safra kesesi ameliyatlarından sonra en sık yapılan ikinci ameliyattır. Amerika’da yılda 200 bin kez yapılıyor. Ülkemizde de giderek bu ameliyatların yapılabildiği merkezler ve bu ameliyatları yapan cerrahlar artmaktadır.  Obezite cerrahisinde iki mantık vardır. Birincisi kısıtlayıcı ameliyatlar; yani amaç midenin hacmini küçülterek hastanın az yemesini sağlamak, ikincisi emilimi azaltıcı ameliyatlar; yani amaç yediğimiz besinlerin sindirimini azaltmaktır. Bu amaçla tüm dünyada cerrahi olarak birçok yöntem uygulanmıştır ve uygulanmaktadır. Günümüzde artık laparoskopik sleeve gastrektomi (kapalı tüp mide ameliyatı) altın standart ameliyat yöntemi olmaya aday görülmektedir. Kısıtlayıcı bir ameliyattır. Önceleri en sık yapılan ve halk arasında mideye kelepçe taktırmak olarak bilinen gastrik binding yöntemi artık terk edilmiştir. Vücuda yerleştirilen yabancı maddenin yani bandın birçok komplikasyona sebep olduğu ve yıllar içinde hastaların tekrar kilo aldıkları görüldü. Bu yüzden bu yöntem terk edildi. Yine önceleri sık uygulanan mideye balon girişimi, morbid obeziteyi ortadan kaldıramıyor. Zaten bu bir ameliyat da değil. Bu yöntemde; endoskopi yolu ile hastanın midesinin içine yumruk büyüklüğünde bir balon konuluyor ve gıda alımı kısıtlanıyor. Kolay ve makul riskleri olan bir girişim, fakat hastalar sadece yedi-sekiz kilo verebiliyor. Bu arada balon rahatsızlık hissi yaratıyor. Bu nedenle biz sadece ameliyat öncesinde bazı süper obez hastalara, hastaya biraz olsun kilo verdirebilmek amacı ile nadiren ve geçici olarak balon uygulaması yapıyoruz. Halen dünyada da, ülkemizde de, iki ameliyat yöntemi uygulanmaktadır. Biri adından bahsettiğimiz laparoskopik sleeve gastrektomi (kapalı tüp mide ameliyatı), diğeri laparoskopik gastrik by-pass (kapalı mide by-pass’ı) cerrahisidir. Her ikisinde de mide hacmi azaltılır. Mide by-pass’ı hem kısıtlayıcı hem emilim azaltıcı bir ameliyat yöntemidir. Biraz daha kompleks bir ameliyattır, ancak tüp mide ameliyatına göre daha fazla kilo verdirir. Dezavantajı ise, hastaların bazı mineral ve vitaminleri ( demir, kalsiyum, vitamin B12 gibi) hap olarak ömür boyu alması gerekliliğidir. Tüp mide ameliyatı olanların ise böyle bir ilaç takviyesine ihtiyaçları yoktur.

Tüp mide ve mide by-pass’ı ameliyatları sonrasında iştah ciddi biçimde azalır. Çünkü iştah hormonu dediğimiz Ghrelin hormonu midenin fundus bölümünden salınır. Bu ameliyatlar sırasında midenin fundus bölümü devre dışı bırakıldığı için de Ghrelin salınımı azalır, dolayısıyla iştah azalır. Bu nedenle hastalar, canları yemek yemek istemediğinden de hızlı bir biçimde kilo vermektedirler. Zayıflama, ameliyat sonrasında başlayıp ilk aylarda maksimum seviyede devam eder. Tüm hastalar, ilk bir yıl içinde 30-60 kilo vermektedir. Sonrasında kilo verme hızı yavaşlar. 1.5 yıl sonra ise tamamen durur. Bu arada beş-altı yıl sonra kilo alma riski vardır. Ancak bu oran %10’dur vede hiçbir zaman eski kilolarına ulaşamazlar. Bu oran da yaklaşık %10’dur, yani 130 kilodan 80 kiloya düşmüş biri 88 kiloya yükselebilir, hiçbir zaman tekrar 130 kilolara ulaşmaz. Tekrar kilo alma riski nedeniyle diyet ve egzersiz desteği hiçbir zaman bırakılmamalıdır. Hastalarımızın; ameliyat ile yeniden yapılandırdığımız üst sindirim sistemlerinin, yeni çalışma düzenine daha kolay adapte olabilmesi için uymaları gereken bir diyet vardır. Hasta; ameliyat sonrasında bir-iki haftalık sıvı diyetinden sonra, aşamalı olarak pürelere ve bir ay sonra da katı gıdalara geçer. Egzersize gelince; aslında her sağlıklı bireyin yapması gereken egzersizler, obezite ameliyatları sonrasında da çok yararlı olmaktadır. Hafif egzersiz programları; vücudun kas kitlesinin azalmaması, cilt sarkmalarının en aza indirgenmesi için çok faydalı olur. Aşırı kilo kaybına bağlı olarak haddinden fazla cilt sarkması olan hastalarımız estetik ameliyat olabilmektedir.

Mide by-pass'ından sonra diyabet ve tansiyon da düzeliyor
VKİ’i 40’ın üzerinde olan hastalara bu ameliyatlar yapılabilmektedir. Ancak diyabet, hipertansiyon, uyku apne sendromu gibi ek hastalığı olanların ise VKİ’i 35’in üzerinde olması ameliyatın yapılabilmesi için yeterlidir. Nedenini tam olarak bilemiyoruz ama tüp mide ve mide by-pass’ı ameliyatı sonrasında; hastaların şeker hastalığı da tansiyon hastalığı da kısa sürede düzelmektedir. İşin ilginç yanı; bunun direkt bir etki olmasıdır. Yani kilolar kaybedildikten sonra diyabet ve hipertansiyon düzelmiyor, ameliyattan hemen sonra düzelmektedir. Görünen o ki; yakın bir gelecekte diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıkların tedavisinde, ömür boyu ilaç ve insülin kullanılmasına gerek kalınmayacak, bu hastalıklar ameliyatla tedavi edilebilecektir. Yani metabolik cerrahi gündeme gelmektedir. Burada da obezite cerrahisindeki ameliyatlar yapılabileceği gibi farklı olarak obez olmayanlara da laparoskopik minigastrik by-pass dediğimiz; bir nevi tüp mide ameliyatı ile mide by-pass ameliyatlarının birlikteliği yapılmaktadır. Bu ameliyat hastanın kilosuna ve diyabetin şiddetine göre revize edilmektedir, yani standart değildir. Her hastaya göre mide hacmi ve by-pass edilecek ince barsak segment boyu ayarlanmaktadır.

Cerrahi tedaviye nasıl karar veriliyor?
Hasta olarak ameliyat olmaya karar verenler hastanemiz cerrahi polikliniğine başvurabilirler. Bilgilendirme sonrası bir taraftan gastroskopi ve karın ultrasonografisi planlanır, bir taraftan da beş poliklinikte uzman doktor kontrolleri istenir. Birincisi endokrinoloji konsültasyonudur. Endokrinoloji Uzmanı’ndan obeziteye sebep olabilecek bir endokrin patolojinin olmadığı onayı ve obezite cerrahisi için adaydır onayı alınır. İkincisi psikiyatri konsültasyonudur. Psikiyatri Uzmanı’ndan obeziteye sebep olabilecek yeme bozukluğu olmadığı onayı ve cerrahi sonrası diyete uyum sorunu yaşayacak psikiyatrik bir hastalık olmadığı onayı alınır. Üçüncü ve dördüncüsü göğüs hastalıkları ve kardiyoloji konsültasyonlarıdır. Her majör yani büyük ameliyatta olduğu gibi bu ameliyat öncesi de hayati organlarımızdan olan akciğer ve kalp fonksiyonları kontrol edilir. Göğüs Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanları’ndan ameliyata engel bir patolojinin olmadığı onayı alınır. Beşincisi de tabiî ki anestezi konsültasyonudur. Yani ameliyat sırasında narkoz verecek Anestezi Uzmanı’nın değerlendirmesidir. Her ameliyatın kendine özel değerlendirmesi olduğu gibi morbid obezitenin de özel değerlendirilmesi gerekmektedir. Konsültasyonlardan olur onayı alındıktan sonra randevu gününün bir gün öncesi gecesi, ameliyat sonrası olabilecek emboli riskini en aza indirmek için cilaltına düşük molekül ağırlıklı heparin iğnesi yapılır. Yine bu risk için ameliyata gitmeden önce yatağında varis çorabı giydirilir ve böyle ameliyathaneye alınır. Ameliyat ortalama 90 dakika sürer. Sonrasında şart olmamakla birlikte hasta yoğun bakıma alınır ve ameliyat sonrası ilk geceyi yoğun bakımda geçirir. İkinci gün servisteki odasına alınır ve hemen mobilize edilir yani yürütülür. Üçüncü gün ağızdan sıvı gıdalarla beslenmeye başlanır, sorun olmaz ise ameliyat bölgesine konan dren çıkarılır. Taburcu olurken de ameliyattan önceki gece ciltaltına yapılan iğne tekrar yaklaşık 10 gün daha uygulanmak üzere reçete edilir. Bu arada diyetisyen ile tanıştırılarak ameliyat sonrası diyet programı için hasta diyet polikliniğine yönlendirilir. Unutmayın ki; morbid obezite bir hastalıktır ve çaresiz değilsiniz, tedavisi vardır: Cerrahi. Hem de laparoskopik dediğimiz kapalı yöntemle yapılan cerrahi. Üstelik de tecrübenin birikmesi ve teknolojinin ilerlemesi ile tıpkı safra kesesi ameliyatlarında olduğu gibi çok düşük oranlarda komplikasyonlarla yapılabilen bir cerrahi. Sağlıklı bir yaşam dileriz.

E-RANDEVU FORMU
* Randevunuzun doğrulanması için lütfen size geri dönüş yapılmasını bekleyiniz!
GÖNDER
ONLINE SERVİSLER
HABERLER & DUYURULAR